
| BİRKAÇ SÖZLE BAZI DEĞERLENDİRMELER |
| Oyhan Hasan BILDIRKİ |
| Mâniler; bir yığın uzun, gereksiz sözün yerini, bir güzelce dolduran, anlatılması gerekeni tastamam, doğruca anlatan, seçilmiş, yıllarca dilden dile işlenegelmiş sözlerdir desem, bir hakikati teslim etmiş olurum. Dediklerimi doğrulayan veya doğrulayacak olan şu örneklere birlikte bakalım. Nasıl bahçe gülsüz, ateş külsüz olmazsa, güzeller de (sevilenler) bülbülsüz olmaz. Bahçelere gül gerek Ateşlere kül gerek Senin gibi güzele Ben gibi bülbül gerek Çünkü; kanat açan, uçan, yükselen, zaman zaman adamı da kahreden endişelere, cevap arayacağız değil mi? Birlikte okuyalım, görelim. Aradığımız karşılık, şu mânide fazlasıyla yok mu? Bahçenizde gül var mı Gül dibinde yer var mı Bu akşam size gelsem Karyolanda yer var mı Derken, çarpık bir durumu, tavrı, hâli tenkit etmek istemez misiniz? Sevimsiz bir durumu, karşımızdakine sezdirmeden “başa kakma”nın en kestirme yolu, mânilerden geçmez mi? Bahçelerde enginar Dalları yere iner Benim yâri sorarsan Ütüsüz fistan giyer “Duvar karşılıklı örülür.” derler. Doğru. “Emeksiz yemek olmaz.” Bu da doğru. Seven, ne olursa olsun, boşuna kürek çekmemeli, gayretinin karşılığını almalıdır. Üstesine üstlük ahde vefa olmalı, “bağlılık” ne pahasına olursa olsun, sürmelidir. Daima verilen söze sadık kalınmalıdır. Bahçeye ektim tere Günü gele yeşere Neden emek vereyim Benim olmayan yâre Karanfil budayayım Sen çiğne ben yutayım O tatlı dillerini Ben nasıl unutayım Olumsuz durumlar karşısında yapılacak iş, tutulacak yol nedir? Aşağıdaki mânide ona cevap vardır. Yeşil sandık açarım Üstüne gül saçarım İstet beni babamdan Vermezlerse kaçarım Hele hele güle yâr Dalda açmış güle yâr Ben yeni bir gül buldum Sana güle güle yâr Ya şu iki mâniye ne demeli? Birinde aşağılama, değer vermeme duygusu açığa çıkarılırken, diğerinde de kendisine yakıştırma, dengini bulma fikri ön plâna çıkıyor. Altın tabakta pekmez Ben yesem yâre kalmaz Babanın liraları Benim süsüme yetmez Keten gömlek bizdedir Kesme kâhkül yüzdedir Analar kız besliyor Gönülleri bizdedir Şu mânilerde bekleyişin verdiği acılar, değişen zamanın tenkidi, yaşadığımız günlerin aksayan yönleri, gayet zarif bir şekilde anlatılıyor. Bu mânilerin mısralarını dikkatle tarttığımızda, bazı değerlerin kaybolduğunu görüyoruz. Gelmez ki yıllar geri Dönmez ki günler geri Şimdi artık kalmadı Yiğitliğin değeri Yeşil sandık kilidi Üstünü gül bürüdü Yetiş yârim al beni Nişan çevrem çürüdü Görüldüğü gibi, hemen bütün mânilerde az ve öz söyleme özelliği görülüyor. Bir üzüntünün sebebi, kadere razı olma, ondan geleni sineye çekme, katlanma duygusu, sanki bir çırpıda kolayca söyleniveriyor, birkaç kelime ile tastamam olarak anlatılıyor. Şüphesiz bu durum, milletimizin anlatma ve kavrayış gücünün oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. Bu durum, aynı zamanda da anadilimiz, güzel Türkçe’mizin de bir zaferi, gururu değil midir? Oyhan Hasan BILDIRKİ |