ŞERBET DÖKMEK
Köyde bulunduğum sıralarda, komşularımızdan birinin çocuğu hastalanmış. Bu çocuğun annesi, babası biraz yaşlıcaydı. Çocuğun yanına ben de gittim. Hasta olan zavallı çocuğa, anne ve babası;
- Nerelerde gezdin? Nerelerde oynadın? diye sordular.
Zira, çocuğun oynadığı ve gezindiği yerlere şerbet dökeceklermiş. Yanımda köyümüzün öğretmeni de vardı.
Adama dedik;
- Çocuğunun hastalığının şerbetle bir ilişiği yoktur. Sen onun gezdiği yerlere, şerbet dökeceksin. Bu neye yarar?
Adamcağız sonra bize hak verdi. Çocuğu doktora gönderdik. Daha sonra çocuk, iyi oldu, geldi.
Halkın inancına göre, şerbet dökümü tamamlanınca, şerbet dökülen kişinin hastalığı geçermiş.
Şerbet dökümü şu şekilde olur: Bir kaba şekerli su koyarlar. Ayrıca içine para, iğne, yedi arpa tanesi de atarlar. Elde edilen bu şekerli suyu, hastanın bulunduğu evin etrafına kaşıkla serperler. Böylece de hastanın, hastalığının geçeceğine inanırlar. Şerbet döken kimseye de bol bol para verirler.
MEZARLIKTAKİ MEYVELER
Bu meyvelerin yenmesi büyük günahlardan sayılır. Bunlar, hiçbir kimse tarafından yenmediğinden dallarda çürür, boşa gider.
YILAN SOKMASI
Bir hayvanı yılan sokunca, hocaya gidip de okutursan, geçermiş. Fakat bu sırada, olaydan dolayı konuşursan, hayvanın ölürmüş. Hayvanı yılan sokunca, konuşmadan okutmaya gitmeli.
Çünkü konuşmazsan, hayvana bir şey olmaz.
NAZAR
Hayvanlara nazar değerse, hocaya yumurta yazdırılır. Üzeri yazılı yumurta, hayvanın alnına vurulur. Eğer yumurta hayvanın alnına yapışırsa, bu iyidir. Böylece de hayvan sağ kalır, kurtulur.
KİRAZ ODUNU
Ocakta kiraz odunu yakılırsa, o evde arı varsa, arıların ocağı söner, ölür.
YANAN ODUN HORULDARSA
Ocakta odun yanarken horuldarsa, başkaları: o evde bulunanlar hakkında başkaları kötü sözler konuşuyor, demektir.
MEZARLIK ODUNU YAKILMAZ
Mezarlıktan alınıp eve yakmak için getirilen odunları, gece olunca şeytanlar, mezarlığa bıraktırırmış.
CUMA GÜNÜ ÖKÜZ KOŞULMAZ
Eğer Cuma günü öküzler çifte koşulursa, iki gözü iki çeşme olur, ağlarlarmış.
SU DÖKMEK
Birisi gurbete giderken, hemen onun arkasından su dökülür. Su gibi aksın gelsin diye.
DOLUNUN KESİLMESİ
Dolu yağarken, bir doluyu alıp kesince, hemen o anda dolunun yağması kesilirmiş.
Bir başkası: Dolu yağarken sergiye bıçak saplarlar veya tersine çevrilmiş bir saçcak (SACAYAK) korlar. Bunu koyunca, dolu hemen kesilirmiş derler.
KURDUN ÜZERİNDEN TAŞ GEÇİRMEK
Eğer kurdun üzerinden taş geçirebilirsen, o kurt hemen orada, o saat ölürmüş. Yeni yetmeler, şimdilerde böyle bir olaya inanmasalar da, anlatılanları dinlerler.
AKLI DİKİLMEK
Elbisesi üzerinde iken, bir yerindeki söküğü dikilen kimsenin, aklı da dikilir. Bu duruma düşmemek için, bir kişinin üzerinde elbisesi varken söküğü dikilecekse, o kişiye bir demir parçası ısırttırılır.
KURŞUN DÖKMEK
Bir kişi hasta olduğu zaman, köyde bu işlerden anlayan bazı kimseler vardır. Hemen bunlara haber verirler. O kişi hemen gelir. Ona, kurşun döktürürler. Kurşununun değişikliğine, girdiği şekillere göre, hastaya nazar değip değmediğini, başka hastalıklara tutulup tutulmadığını anlarlar.
FALA BAKMAK
Bir kişi hasta olduğu zaman, fala baktırırlar. Falda uydurulan bazı sözlere uyarlar ve söylenenleri yapmaya çalışırılar.
DURMAKSIZIN YAĞAN YAĞMUR
Yağmur yağarken damlasına elinin üstünü tutan biri olursa, buna çıkışırlar, bazı sözler söylerler. Elinin üstünü o damlaya tutunca ne olur? Efendim, işte! Elli gün, hiç ara vermeden yağmur yağarmış.
ÇOCUĞUN ÜZERİNDEN ATLAMAK
Bir çocuğun üzerinden atlanırsa, o çocuk büyümez derler. Büyümenin çaresi? Tekrar o çocuk üzerinden tersine atlayıp, hatamızı tamir etmektir.
YAĞMUR YAĞDIRMAK
Yılanı öldürüp, köpek gülü dikenine asarsan, yağmur yağar derler.
ELLERİ KENETLEMEK
Elleri kenetlemenin, birbirine bağlamanın da günah olduğunu söylerler. Ben de merak ettim. Bu konuyu bir hocaya sordum. Dedi ki: “Günahtır.” Dedim: “Neden günahtır?” Bana şu cevabı verdi: “Şeytan, Peygamberimizin karşısında ellerini kenetleyerek oturduğu için, O, el kenetlemenin günah olduğunu söylemiş. Bunun için günahtır.”
Ellerimizi bir araya getirip kenetlediğimizde, o günkü işimiz rast gitmez, yiyeceğimiz nafaka kilitlenir, bağlanır.
İYİ-KÖTÜ HABER
Sağ kulak çınlarsa iyi haber, sol kulak çınlarsa kötü haber gelecek demektir.
SOL AYAK
Dış kapıdan bir yere çıkarken önce sol ayağımızı dışarı atarsak, o günkü işlerimiz iyi gitmez.
YAPININ ÇABUK ÇÜRÜMESİ
Dolunayda kesilen ağaçlar için de, yapıda kullanılmaz derler. Kullanılırsa çabucak çürür, yapı çöker.
MAYIS YEDİSİ
Bu gün, halk arasında önemli bir yer tutar. Halk bu günü, sayılı günlerden kabul eder. Mayıs yedisi girdiğinde, bunu bilenler, bilmeyenlere duyurur. O gün hiç kimse çifte çubuğa gitmez, hiçbir iş yapmaz. O gün paşa keyfi yapılır, evde dinlenilir, öteki günlerin yorgunluğu çıkarılır.
Birkaç kişiye sorduk:
- Niye böyle yapıyorsunuz?
Dediler:
- Atalarımızdan kalma bir günü kutluyoruz, fena mı?
Ve arkasından devam ettiler:
- Eğer biz bu günü kutlamazsak, uğurumuz döner, selâmete eremeyiz. Biz öldükten sonra, atalarımızın yanına gideceğiz. Adete uymazsak, öbür dünyada, oraya vardığımız zaman bizi kabul ederler mi? Tabii ki etmezler. Bir de Allah katına çıktığımız zaman bize öyle sualler sorarlar ki, altından kalkamayız. Böyle güçlüklere düşmeyelim diye, onların inandıkları bu olayları biz de yeniliyoruz.
Atalarımızdan kalan bir geleneğe göre, bu günde ekilen tohumlar çimlenmez. Çimlense de tohumları iyi gelişmez veya olgunlaşmaz. Mısır olmaz. Olsa da taneleri iyi olmaz. Fasulye ekmezler. Ekilen baklalar büyür büyümesine de fakat hiç danesi olmaz. Sapları da sarı sarı, acı olur. Bu yüzden hayvan bile yemez. Fasulyeler olsa bile, lezzetsiz olur.
SALI GÜNÜ İLK İŞE BAŞLANMAZ
Eğer bir işe ilk, yani siftah başlanacaksa, Salı günü başlanmamalıdır. Eskiden beri takip edilen inanca göre, büyüklerimiz; “Salı günü başlanan iş, sallanır.” derler.
SABAHLARI HANGİ YANDAN KALKMALIYIZ?
Sabahları yataktan kalkarken mutlaka hep sağ tarafımızdan kalkmalıyız. Eğer sol taraftan kalkarsak, o gün işimiz rast gitmez. Yaptığımız işten hayır umulmaz.
Oyhan Hasan BILDIRKİ