
| HALK İNANÇLARINDAN ÖRNEKLER -2- |
| Şenpazar |
| HIDRELLEZ (Hızır-İlyas) Bu gün de sayılı günlerden olup, Hızır-İlyas diye bilinir. Bu ikisinin geçeceği zaman iş tutulmaz ve çalışılmaz. Bu sırada iş yapılır ve çalışılırsa, insan ya da hayvan olsun, çatlarmış. Bunların ne zaman geçtiği belli olmazmış. Gece veya gündüz geçerlermiş. Bu gün hava ya bulutlu olur, ya da tamamen güneşli, sıcak geçermiş. Hıdrellez’in geçtiği, yaprakların dökülmesinden de anlaşılır. Hızır’la İlyas, her yıl mayısın altısında, senede bir kere görüşürlermiş. Bu yüzden altı mayıs, sayılı gündür, derler. Uygulaya uygulaya da öğrenmişlerdir. Hıdrellez’in geçtiği gün, öküzler gergide (boyunduruk) olursa; çatlarmış. Hıdrellez günü, Hıdrellez çarpmasın diye, hayvanların boynuzlarını boyarlar. SES KISILMASI Kurt görünce, korktuğundan veya heyecanından sesin çıkmazsa, kısılırsa, elinin içini üç defa yalamalısın. Hemen geçer. FASULYENİN BOZULMA GÜNÜ Mayıs girdiği gün, fasulye bozulur. Bu güne kalan fasulyeler ne yenmeli, ne ekilmeli. Yenirse zehirler, ekilirse de çıkmaz. AY TUTULMASI Ay tutulunca silâhlar atılır, ezan okunur, dualar yapılır. Ay’ı sarıp kuşatan şeytanlar kovulur. Bazı bölgelerde de teneke çalınarak yüksek sesle gürültü çıkarılır. YILDIRIMLIK Dolu yağarken eve yıldırım düşmesin diye, bu sırada dışarıya sacyak denen, üzerinde tenceresi bulunan bir aleti koyarlar. O eve, yıldırım düşmez. KASIM’IN YİRMİ YEDİSİ Kasım, ekin ekme zamanıdır. Bu ayın yirmi altısına kadar, evvelki adamlar, ekin ekerlermiş. Yirmi yedisinde hava açık da olsa, ekin ekmezlermiş. Sonraki gün, yine ekin ekmelerine devam ederlermiş. Bu gün ekin ekmeyişlerinin sebebi; Kasım’ın yirmi yedisinde ekilen ekinler, başak çıkarmaz, bir karış veya iki karış kalırlarmış. Tecrübeliler, bu ayın yedisinde de ekilen ekinler, aynı diyorlar. Eski adamlar, sayılı günler diye, üzerinde titizlikle hâlâ duruyorlar. Yeni adamlar, gün görmemişler, cahillikten olsa gerek, bu günlere boş veriyorlar. Şimdileri de, bu günler gelince, sadece adı anılıyor. ÜLKER Ülkerde ne ekersen ek, hiçbirisi olmaz. MUSKA YAZDIRMAK Hasta bir kişinin iyi olması için, din hocalarına birkaç ayet yazdırıp, hastanın yakasına veya belli bir yerine takmaktır. Halkın inancına göre, hocanın yazdığı muska denilen aygıt, hastayı iyileştirirmiş. Hastası iyi olan kişiler: “Allah senden razı olsun, Hocam! Senin muskanın şifalı olduğuna şimdi inandım.” diyerek, günah işlerler. Çünkü o hastayı iyileştiren, Allah’tır. Bu gibi kimseler, Allah’a dua etmezler de, hocaya dua ederler. Bu, dilden dile yayılır. Hocalar da böylece geçinir, zenginleşirler. MEZARLIK AĞAÇLARI Mezarlıktan kesilen ağaçtan ev yapılmaz. Yapılırsa, yaptırılırsa, o evde insana, bir ağırlık basar. İnsanlar çarpılır. Deprem olur, anında ev yıkılır. Hele bu ağacı, mezarın tam üstünden kesen bir insan, o anda çarpılır, hasta olurmuş. Zaten mezarlıktan bir şey kesilirse, insanı, şeytanlar geceleyin mezarlığa, aldığını geri bırakması için getirirlermiş. SUYU FAZLA DÖKMEK Suyu boş yere, fazla fazla harcamak, duru suyu kirletmek günahtır. Aksine davrananlara ahrette su vermezler. Suyun üzerine işemek, pislemek günahtır. Böyle yapılırsa, insanın ya eli, ya dışkılığı yılar (yumulur), çarpılır. KAYIP HAYVAN İÇİN Hayvanlar kaybolursa, aranır. Eğer bulunamazsa, hocanın da duası alınır. Hocaya bir bıçak verilir. Hoca okur. Hayvanların dolanabileceği yerler de, kurt girmesin diye okunur. Kurdun ağzı bağlanır. Okunan yere, hiçbir kurt giremezmiş. Bu okunma sona erince, bıçak, kınana ters sokulur. EL UZATMAK Mezarlıktan geçerken el uzatılanca, o insan, elini iyice ısırmazsa, parmakları hemen dökülürmüş. HİLÂL VAKTİ Ay, hilâl halindeyken, sebze ekilirse bitmez, toprakta çürür kalır. HAVA NE ZAMAN GÜZEL OLUR? Sacyak ocakta iken, kıvılcım üstüne kıvılcım çıkarsa, hava güzel olacak derler. (Yukarıdaki örnekler, 1973 yılında Şenpazar yöresinden; Halil Özkan, Selahattin Özşiray, Saadet May, Servet Akdoğan, Eşref Gündüz, Mehmet Demir, Zefine Gün, Bayram Özkan, Hasan Kök, R. Metin Alan ve Mustafa Ay tarafından ilk ağızlardan derlenmiştir. Örnekler, derleyicilerinin diliyle, nasıl derlendiyse, o şekilde, yazıya aktarılmıştır.) Oyhan Hasan BILDIRKİ Aydın! Aydın... Yıl: 3 Sayı: 29 KASIM 2006 |